Uluslararası Sosyalist Akım’dan Ortadoğu’daki yeni savaş üzerine açıklama

NATO ülkelerini ve Arap rejimlerini kucaklayan bir “gönüllüler koalisyonu”nun başını çeken ABD, Ortadoğu’da yeni bir savaş başlattı. Barack Obama ve diğer Batı liderleri, bu müdahalenin George W Bush’un Ortadoğu’daki askeri macerasından çok farklı olduğunu söylüyorlar. Amaç, basitçe, İslam Devleti, IŞİD, Irak Levant İslam Devleti (ISIL) gibi farklı isimlerle anılan grubu “geriletmek ve sonunda da yok etmek”. Medya, bu grubun gerçekleştirdiği vahşetin raporlarıyla dolu.

Aslında IŞİD’e karşı gerçekleştirilen bombalı saldırı, Bush’un “teröre karşı savaş”ının devamı. IŞİD, ABD’nin Irak işgali sırasındaki kaosta ortaya çıktı. Bu grup, Beşar Esad rejiminin Suriye Devrimi’ni yok etmek için başlattığı, Washington’un Suudi Arabistan ve diğer körfez ülkelerindeki sadık müttefiklerinin beslediği mezhepçi iç savaş sayesinde de büyüdü. Ve Irak’a istikrar kazandırmak isteyen ABD’nin desteklediği Nuri el-Maliki’nin yozlaşmış ve zalim mezhepçi rejimi, Sünni müslüman azınlık arasında artan bir huzursuzluğa sebep oldu; IŞİD, Felluce ve Musul’u ele geçirmek için bu durumdan faydalandı.

IŞİD karşıtı kampanyada öne sürülen gerekçeler -IŞİD’in “ortaçağ” ideolojisi ve yöntemlerinin vahşiliği– Afganistan ve Irak işgallerini gerekçelendirirken El-Kaide’ye karşı kullanılanlarla tıpatıp aynı. IŞİD’in ideolojisinin gerici ve yöntemlerinin iğrenç olduğu doğru -özellikle Şii Müslümanları ve Hristiyanları hedef aldığı ve bu sebeple Batılı emperyalist güçlere ve onların yerel müttefiklerine karşı birleşik bir hareketin gelişmesini sabote ettiği için.

Fakat ABD’nin öncülük ettiği bu mücadele, yalnızca IŞİD’e desteği arttıracak ve cihatçıların kendilerini gerçek anti-emperyalist savaşçılar olarak göstermesine imkan verecek. Afganistan ve Irak’ı perişan eden savaşların faillerine, IŞİD’in tehdit ettiği insanları (örneğin kuzey Suriye Kürtleri) koruyacağı konusunda güvenilemez. Bu, “insani bir savaş” değil; Ortadoğu’da Batı emperyalizminin egemenliğini sürdürmek ve bu egemenliği destekleyen gerici politik düzeni korumak için yürütülen bir savaş.

Bu savaştaki iki tarafa da alternatif var. 2011’de Tunus, Mısır ve Suriye’deki Arap kitleler, yozlaşmış ve gaddar diktatörlüklere karşı bir devrim başlatabildiklerini gösterdiler. Gerçek değişim aşağıdan geldi; Tunus’ta Bin Ali’yi ve Mısır’da Mübarek’i gönderdi. Bunlar, ABD’nin yardımı olmadan gerçekleşti –ki gerçekte ABD bu iki despotu da destekledi. Bu ayaklanmaları yok etmeye çalışan karşı-devrimler, farklı tip birçok tepkinin –ABD, İsrail, Esad rejimi, Suudi Arabistan, IŞİD- inisiyatifi tekrar ele alabildiği koşulları yarattı. Fakat yeni devrimci ayaklanmaların bu güçleri gerileteceğine olan güvenimiz tam. Biz bu süreçte bu yeni savaşa ve savaşın getireceği her türlü felakete karşı harekete geçeceğimizin sözünü veriyoruz.

Çeviri: Özge Karakale

Comments are closed.

-->